8 Eylül 2019 Pazar

Ağustos Yazısı 🎬


Merhabalaar, gecikmiş bir ağustos yazısıyla karşınızdayım :) Temmuz yazısının da hemen üstüne gelmesi beni biraz üzdü çünkü başka hiç yazı yazamamışım demek bu :/ Hiç bloga ayıracak vaktim olmadı gerçekten ağustosta, umarım bu yazıyla bu açığı kapatırız ;) 


Neredeyse izlediğim tüm yapımları çok sevdiğim başka bir ay daha oldu mu gerçekten  hatırlamıyorum. Bu yüzden bu yazıyı mutlaka yazmalıyım dedim, hadi o zaman başlayalım :)


Temmuzda kitabını okuduğumuz bir sürü uyarlaması olan uğultulu tepelerin hangisini izleyeceğim konusunda baya kararsız kalmıştım başta. Sonra Laurence Olivier'ın Heatcliff olarak oynadığı 1939 yapımı karşıma çıkıverdi. Laurence Olivier hayalimdeki Heatcliff karakterine o kadar çok yakındı ki aynı zamanda olumlu yorumları görünce bu uyarlamayı izlemeye karar verdim. Catherine karakterini daha farklı hayal etmiştim gerçi ama Heatcliff daha önemli bana göre :D filmi birkaç önemli yeri değiştirmeleri dışında çok sevdim. Siyah beyaz olması ayrı bir hava katmış, kitabını okuyanlara rahatlıkla tavsiye ederim. Okumayanlara da önce kitabı okumalarını şiddetle tavsiye ederim, çünkü çok çok güzel bir kitap :) 


Adını çok duymama rağmen tv'de karşıma çıkana kadar -nedense, sanırım kızlarını güreşe hazırlayan baba konusu hoşuma gitmemişti- izlemediğim bir Hint filmi, Aamir Khan filmi. İyi ki karşıma çıkmış, iyi ki izlemişim bu filmi aşırı sevdim. Anlatılmaz izlenir yani,  sonunda verdiği mesajla 3 aptaldan bile daha çok sevdim neredeyse. İzleyin :)


Geok'tan ❤ sevgili Berfin'in şu yazısındaki gotik mi gotik listeden iki film izledim bu ay. Biri Guillermo Del Toro'nun Kızıl Tepe'si... İlk izledikten sonra başta kurgusunu çok basit bulmuştum ama sonradan sonraya bu filmi de çok sevdim. Hayaletler başta komik gibi gelse de sonradan çok ürkütücü olmaya başlıyor. Ve o atmosfer, dehşet bir şey... Kızıl Tepede'ki ev o kadar ürkütücü ki, tam içinde yalnız yaşayıp yazı yazmalık. Tabii yazı bitince ayrılacaksın oradan :D orada yalnız yaşanmaaaz! Gotik atmosferli, ürkütücü Guillermo Del Toro efsanesini kaçırmayın derim :)


Listeden izlediğim, uzun zamandır benim de listemde olan diğer film Makas eller. Tam bir Tim Burton gotik klasiği...  Hatta biraz abartıp bu filmi bu ay içinde iki kez izlediğimi de söyleyeyim, ilk başta kendim izlemiştim daha sonra arkadaşım ve ailesiyle birlikte izledik ve onlar da çok beğendi. Edward Scissorhands karakteri o kadar tatlı ki, aşık olabilirsiniz :) Ve içinde yaşadığı o şatosu muazzam... Bu arada yapım yılına izledikten sonra bakıp benim gibi şok geçirmeyin :D 1990 yapımı bu film, o zamanda bunu nasıl çekmişler derseniz izlerken sonra gelip yorum yapmayı da unutmayın ;)


Ayın korku türüne ait filmi, nefesini tut oldu. Bir öneri üzerine izlemiştim ama çok da sevmedim açıkçası. Klişelerle dolu gibi geldi bana, yine de bilmiyorum seveni çok. Belki siz de seversiniz. Korku seviyorsanız bir şans verebilirsiniz. Kör bir adamın evine girip hırsızlık yaparak yakalanmadan kurtulabileceklerini düşünen bir grup genci konu alıyor. 


İşte bana böyle filmlerle gelin! Oriol Paulo en sevdiğim yönetmenlerden -belki de en sevdiğim- olduğu için bu filmini uzun zamandır takipteydim zaten, en son baktığımda yapım aşamasındaydı. Geçenlerde bir ara aklıma geldi bir daha bakayım dedim, internete düşmüş! Nasıl sevindim ama aynı zamanda üzüldüm, vizyona girmesini çok isterdim çünkü :/ neden girmiyor vizyona neden :/ Neyse biraz filmden bahsedelim; 'Durenta la tormenta' orijinal ismi ingilizceye 'mirage', türkçeye 'fırtına anı' olarak çevrilmiş. Tam olarak beklentilerimi karşıladı diyebilirim, harikaydı. Zaten Oriol Paulo'dan başka ne beklenir ki... Eğer Oriol Paulo filmlerinden birini bile izlediyseniz bu filmi hemen açarsınız, izlemediyseniz çok şey kaybediyorsunuz demektir. Hemen açın bir tanesini izleyin, ben Julia'nın gözleriyle başlamıştım eskiden. Sonra ceset, contretiempo diye gidiyor. Siz hangisinden başlayayım diye sorarsanız, ceset derim... 💀

Gelelim okumalara, normalde ayda bir kitap okuyabildiğim için çok fazla bir şey beklemiyorsunuzdur umarım 😂


Okudum diye yazmışım aslında okuyorum olacak :) Bitirmedim henüz, üçüncü kısımdayım. Zaten başından başlayıp düzgün bir okuma değil benimkisi. Maddelere gelene kadar biraz atladığım yerler oldu. Bilgisayarıma ve telefonuma indirmiştim pdf'ini oradan okuyorum ara ara boş kaldıkça. 'Savaş sanatı aslında barışın kitabıdır.' sloganı çok güzel değil mi? Sadece politikacılar, ordular için değil, günümüzde çoğu iş adamının hatta normal bir kişinin bile kullanabileceği bir kitap savaş sanatı. Hatta ve hatta bu kitabı ben ufak tefek cinayetler dizim sayesinde keşfetmiştim zaten 😍  Orada mesela kadınlar arasındaki savaş için kullanılmıştı. İçinde çok ince taktikler var. Bitirince yine yorum yaparım, şimdilik bu kadar :)


Gotik edebiyat kulübümüzün bu ayki kitabı Notre Dame'ın Kamburu'ydu. Uğultulu tepeler'in diline biraz ağır mı demiştim ben ? Sözümü geri alıyorum. Uğultulu tepeler bunun yanında çok hafif bir kitap. İsterseniz instagram için yazdığım, goodreads'te de paylaştığım yorumumu koyuyum kısaca buraya:

"Oldukça trajik, mekan odaklı tarihi bir kurgu: Dönemin Paris’i ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi... Okurken yoğun tasvirler sizi biraz yorabilir ama yarısına kadar sabırla okursanız devamı sürükleyici bir şekilde gelecektir. Victor Hugo bu eseriyle gerçekten döneminin üstü bir yazar olduğunu kanıtlamış. Benim için biraz zor bir okuma olsa da geok kapsamında okuduğum için mutluyum, ilk defa bu tarz bir kitap okumuş oldum böylece. Çocukluğumda izlediğim disney uyarlamasından hatırımda kalanlar bazı şeyleri daha farklı hayal etmeme sebep olsa da Notre-Dame’ın kamburu olayları gerçekmişçesine aktarımıyla beni çok etkiledi." 



Veee sürprizi sona sakladım :D Yine Berfin atmıştı gruba, onun sayesinde izledim bu harika müzikali de. Hatta bu müzikali kitaptan daha çok sevdim. (Victor Hugo'yu çok seviyorum o ayrı) Bu arada müzikaldeki şarkıyı da bu sıralar çok sık dinliyorum. Dinlemediğim zamanlarda da kafamda çalıyor :) Şarkıyı 'Notre Dame de Paris-belle' adıyla yandaki 'dinliyorum' listeme ekledim. Oradan üzerine tıklayarak dinleyebilirsiniz :)


Eylül geldi sonra... Eylül'de Lovecraft okuyacağız, çok heyecanlıyım şimdiden bakalım neler olacak... Umarım Eylül ayı hepimiz için daha güzel bir ay olur, görüşmek üzere :) <3

14 yorum:

  1. Makas Eller :) Johnny Depp'in filmleri arasında belki de en çok sevdiğim bu. :) Çok beğenmiştim.
    Dangal filmine mesafeli olup sonra aşırı beğenenlerden biri de benim. Verdiği mesajlar çok değerliydi.
    Notre Dame'ın Kamburu'nu iki kere okudum, çocukken dizisine denk gelip çok sevmiştim. :)
    Dolu dolu geçen bir ay olmuş senin için, ne güzel. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaa di mi Jonny Depp ama hiç benzemiyor ona, bu adam her filmde farklı olmayı başarıyor bir şekilde :) Beğenmene çok sevindim, zevklerimiz benziyor o zaman :)<3 Notre Dame'ın dizisi mi varmış bilmiyordum bir bakayım ona, evet ya çok güzel geçti darısı diğer aylara diyelim :) Çok teşekkür ederim canım :)<3

      Sil
    2. Favori oyuncularımdan, binbir surat resmen adam. :) Aynen zevklerimiz benziyor, seni keyifle takip ediyorum. :) Çok eski bir diziydi Trtde olabilir, Sefiller de vardı hatta. Ailem izlerken dikkatimi çekmişti. :)

      Sil
    3. Çok mutlu oldum, çok teşekkür ederim canım 😍 sefillerin de müzikal filmi vardı diye hatırlıyorum acaba aynısından mı bahsediyoruz, izlemedim ama adını duymuştum sanki. Kitabı çok güzeldi onun sevmiştim baya, Notre Dame’ın kamburu da önemli bir eser ama sefiller bir başka benim için :) sen hangisini daha çok sevdin ?

      Sil
    4. Müzikal film olabilir canım. Çok net değil hatıralarım. Karıştırma olasılığım yüksek. :) Benim için de Sefiller ayrı, daha çok etkilemişti beni. Duygu geçişleri daha iyiydi.

      Sil
  2. Notre Dame'ın müzikal müziğine bayılıyorum :) Daha başka bir şekilde ifade edemem hislerimi sanırım. Beni her dinleyişimde derinden etkiler. Sayenizde bir kez daha dinlemiş oldum, teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek, asıl ben teşekkür ederim canım çok sevindim bu yoruma :)<3 ben de çok etkileniyorum ya, Esmeralda rüyalarıma girmişti hep onu hatırlıyorum dinlerken tüylerim diken diken oluyor, bu tarz müzik önerilerini alırım o zaman ;)

      Sil
  3. Korku pek tercih etmiyorum yaaa, yaşlandığım için sanırım böyle oldu:)çocukken bayağı severdim halbuki korku kitapları, hikayeleri, çizgi romanlarını. Belle'i çok seviyorum üç erkek söylüyor şu an isimlerini unuttum o versiyonuna bayılıyorum. Uğultulu Tepeler'i de, Notre Dames'ın Kamburunu'da çok severek okudum.
    Eline sağlık:) Ayrıntılı, güzel bir tanıtım olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet üç erkek söylüyor, benim sevdiğim versiyonu da o :) Sorma Müjde Abla, ben de çok severdim eskiden şimdi daha çok korkar oldum yaşlılıktan değildir de izledikçe etkilenme seviyesi artıyordur diyelim :D Çok sevindim beğenmene canım ablam, çok sağ ol, sen farklı bir versiyonunu izlemiştin sanırım uğultulu tepelerin bunu da öneririm 1939 yapımı olan, seveceğini düşünüyorum :) <3

      Sil
  4. Of çok güzel filmler izlemişsin, bikaç bilmediğim var ama yorumlarına bakınca izlemem gerektiğini hissetim, çok güzel yazmışsın :) Dangal benim de favorilerimdendir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, ben kendim bile şaşırdım bu kadar güzel filmi aynı zamana denk getirebildiğime :D çok mutlu oldum, teşekkür ederim :) Dangal süper di mi, diğer filmleri de izlemelisin :) Özellikle izlemediysen mirage’i şiddetle tavsiye ediyorum, Edward scissorhands bir de ;)

      Sil
  5. FİLMLERİN çoğunu izlerdim.Dangal izlemeyi isteğim fakat unuttuğum bir filmdi.Tekrar hatırladım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatırlattığıma sevindim, o zaman izlemenin tam sırası ;) keyifli seyirler şimdiden, yorum için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Dangal filmini baya beklettim listemde. Çok güzel bir film olduğunu defalarca okudum ve duydum. :)

    YanıtlaSil