5 Aralık 2019 Perşembe

2020'den Beklentiler | Mim


Merhabalar herkese :) Tam Kasım'da ne güzel etkinlikler yaptık Aralık’ta da olsun derken yeni bir mim ile geldim :) Hayat Yazıyor başlatmış bu keyifli mimi, bloğunu severek takip ettiğim Sevdiğim Günlük  beni mimlemiş kendisine çok teşekkür ediyorum, sevgilerimi yolluyorum  <3 onun mime verdiği cevapları okumak için tık :) Ve sıra geldi benim cevaplarıma: 

2020 yılına dair beklentileriniz nelerdir? 

Beklenti... Beklenti biraz tehlikeli bir kelime bence. Yani insan beklentide olduğu zaman hep kaybediyor gibi geliyor bana, beklentisi gerçek olmadığı zaman hayal kırıklığına uğruyor. Üstelik hiçbir beklenti olmadan bir şeyler olursa yaşayacağı sevinç de büyüyor insanın... Bu yüzden ben sıfır beklentiyle yaşamaya çalışıyorum; sonradan hayal kırıklığına uğramaktansa hiç bağlanmayım bir şeye diyorum. Aslına bakarsanız yeni yılın da hayatımıza yeni bir şeyler getireceğine pek inandığım söylenemez. Eskiden çok heyecanlanırdım yılbaşı zamanında ama yıllar geçtikçe değişen tek şeyin yılın sonunda yazan rakam olduğunu düşünmeye başladım. Bu yüzden pek heyecanlı değilim 2020 için... Böyle karamsar bir başlangıç yapmak istemezdim aslında yazımda ama bunu bir dua gibi düşünüp öyle cevaplayacağım bu mimi o yüzden yeni yıl hakkındaki düşüncelerimden biraz bahsetmek istedim.

Öncelikle ve en önemlisi sevdiklerimin sağlıklı ve yanımda olması. 2019’da tanıdığım o kadar kişi öldü ki, 2020’de kimse gitmesin. 

Diğer şey ise iş bulmak olacak. Mezun olduktan sonra kendime bir süre vermiştim dinlenmek kendime gelmek için. O sürenin sonuna geldim sanırım gerçi o süre içinde de bir iki yere başvurdum ama bir şey çıkmadı. İşsizim yani :/ İnşallah güzel bir iş bulurum, işimi severek ve en iyi şekilde yaparım... 

Bir de kadın, çocuk, hayvan cinayetleri olmasın artık :/ İnsanlar birbirini sevsin, herkes iyi geçinsin herkes mutlu olsun

Şimdilik bu kadar :) Şimdiden hepinize iyi yıllar diliyorum, gönlünüzden geçen tüm dilekleriniz gerçek olsun umarım. Kendinize çok iyi bakın, görüşmek üzere <3
Vee mimlediklerim:

Kasım Yazısı ve Binbir Hayalet


Merhabalar nasılsınız :)  bir Kasım ayını geride bıraktık hem Kasım'ı değerlendirme yazısı olsun hem de neler yaptık konuşalım istedim bugün. 

Kasım her şeyden önce bloğa en çok yazı girdiğim ay oldu, siz blogger dostların düzenlediği birbirinden güzel etkinlikler sayesinde tabii :) Kasım Meydan okuması, çocukluğuma mektup, romantik filmler maratonu benim de katıldığım harika etkinliklerdi... Tabii unutmadan söyleyeyim romantik filmler maratonu Aralık ayında da devam ediyor  :)

Nihayet diplomamı aldım, evet mezun olduğumu biliyordum ama onu elime almak üzerinde ismimin yazdığını görmek çok farklı bir histi, bir sürü düşünce aynı anda aklımdan geçti o an aynı anda içimden bir şeylerin kopup gittiğini hissettim rahatlama mı bunun adı başka bir şey mi bilemiyorum...

Ve bakalım Kasım ayında neler yapmışım;


Bu listeden çocuk dizi yorumum için buraya killing eve dizi yorumum için buraya tıklayın. 
Bu ay çok film izleyemedim nedense izlediklerim arasından -zaten üç film izlemişim sadece :/-  en sevdiğim jeux d'enfants oldu, onun yorumu için buraya tıklayın. Sweet november için de buraya tıklayın...


Bu filmi de şehirler arası yolculuk yaparken otobüste izledim.  Aslında buried (toprak altında) diye bir film açmıştım bir tabutta geçiyor. Kendi kendime Ebrar sen zaten kapalı küçük bir alandasın bunu eve geçince izlersin rahat rahat deyip kapattım :D Sonuçta bir ayda ikinci Guillaume Canet'li filmimiz oldu. Dram, gerilim, romantik (!) -pek fazla romantizm yoktu bence aslında bu filmin türü direk 'suç' sadece- türündeki 2009 Fransa İngiltere ortak yapımı 'casuslar' filminin yönetmeni ise Nicolas Saada. Konusunu direk sinemalar.com'dan paylaşıyorum çünkü Jeux d'enfants'tan Guillaume Canet'i görünce direk açmıştım ama biraz hayal kırıklığına uğradım açıkçası yani oyunculuk açısından değil de film açısından. Şehirler arası yolculukta da bu filmi tavsiye etmem çünkü sıkıldım izlerken, bu film akşam eve yorgun argın gelip uzanıp bir göz gezdirmelik ya da çıtır çerezlik diyebilirim. Neyse bu film hakkında bu kadar yazmakta saçma geldi şu an. Gelelim konusuna:

Vincent (Guillaume Canet) zekasını ve eğitimini kullanacağı kalburüstü bir iş yerine havaalanında bagaj görevlisi olarak çalışmaktadır. Meslektaşı Gérard (Bruno Blairet) ile birlikte gizlice çantaları açar ve içindekileri yürütür. Günün birinde açtıkları bir çantanın patlaması sonucunda Gérard ölür. Bu çanta Suriyeli bir diplomata aittir. Fransız gizli servisi Vincent'a iki seçenek sunar. Ya hırsızlıktan hapse girecek ya da söz konusu olayı aydınlatmak için onlara yardım edecektir...


Vee gelelim bu ayın kitabına:

Karanlık Şato’da bu ay Alexandre Dumas’tan Binbir Hayalet’i okuduk. Bu Alexandre Dumas’ı keşfettiğim eser oldu aynı zamanda. Olaylar farklı farklı ve anlatıcılar değişmesine rağmen oldukça sürükleyici ve bütünlüğünü koruyan bir öykü derlemesi binbir hayalet. Kurgusunu tarihle de harmanlayan yazarla hemen hemen her yerde empati kurabildim diyebilirim. Anlatıcılardan birinin kendisi olması ve diğer anlatıcıların da misafirliğe gittiği yerdeki konuklar olması çok ilginçti ilk defa böyle bir kitap okudum sanırım. Konukların ‘Size bizzat gördüğüm, yaşadığım bir olayı anlatıyorum’ demesiyle hikaye o kadar inandırıcı oluyor ki hayaletlere gerçekten inanmaya başlayabilirsiniz. Üstelik kitapta adı geçen çoğu kişinin gerçekte yaşamış kişiler olması etkileyiciliği iki kat arttırıyor. Bitirdikten sonra bir müddet etkisinden çıkamadığım bu harika eseri okumanızı kesinlikle tavsiye ederim
“Binbir hayaleti okurken saat geceyarısını vurursa, diyebilirim ki içimizde en yürekli olanlar dahi saatin sesiyle ürperebilir”


Ve Aralık geldi... Aralık'ta Gaston Leroux'tan operadaki hayalet okuyacağız, bizimle birlikte okumak isterseniz bekleriz ;) ayrıca sizin Kasım ayınız nasıl geçti neler yaptınız yorumları bekliyorum:) umarım hepimiz için Aralık çok daha güzel geçsin, bol izlemeli bol okumalı bir ay olsun, aa bir de unutmadan kar yağsın :D mutlulukla ilerleyelim <3 

Billie Eilish- Bury a friend

Killing Eve (1.Sezon)

"Bir psikopata psikopat olduğunu asla söylememelisin"

Yapım: 2018-ABD, Tür: Gerilim, Oyuncular: Fiona Shaw, Jodie Comer, Sandra Oh

Bugün size 1.sezonunu izlediğim Killing Eve (Eve'i Öldürmek) dizisinden bahsedeceğim :) 2.sezonunu izler miyim emin değilim çünkü çok ara ara baktım ben bu diziye yani merak ediyorum ama bir taraftan çok bir sürükleyiciliği yok gibi de o yüzden kararsızım 2.sezonu izlemekte, izlediyseniz siz ne önerirsiniz? Bunu da başta söylemek hiç olmadı ama durun kaçmayın hemen yazının devamını okuyun sevdiğim yerleri sona bıraktım çünkü ve güzel bir dizi aslında :)

 Premtime Emmy bir drama dizisinde en iyi kadın başrol oyuncusu ödülü Jodie Comer'e (sağdaki :D), altın küre drama en iyi kadın oyuncu ödülü de Sandra Oh'a (soldaki) gitmiş. Gerçekten ikisi de rollerinin hakkını fazlasıyla veriyorlar (özellikle Jodie dehşet :)) Villanelle (Jodie Comer) tahmin edeceğiniz gibi Eve'i (Sandra Oh) öldürmeye çalışacak ilerleyen bölümlerde. Villanelle'in onunla bir derdi yok aslında o sadece işini iyi yapmaya çalışan -ve fazlasıyla iyi yapan- bir seri katil :D Psikopat kısacası, Eve'de Rusya istihbarat servisinden bir kadınla birlikte çalışıyor ve Villanelle'i yakalamak cinayetleri önlemek istiyor (aslında onun da tek derdi iyi bir ajan olabilmek), hal böyle olunca Villanelle'in de ondan kurtulması gerekiyor. Kısaca konumuz bu şekilde. İngiliz yazar Luke Jennings'in "Villanelle" romanlarından uyarlanan dizinin sezonları sekizer bölüm. Emin olmamakla birlikte 3.sezonu da çıkacak sanırım... 

Villanelle ve Eve'e geri dönersek dizide zaten en çok sevdiğim şey bu iki kadının birbirini kovalamasına rağmen birbirlerine aşırı derecede benzemeleri oldu, çok ilginç geldi bu durum. Yani biri katil diğeri avcı gibi düşünün ama hareketleri, huyları vesaire çok benziyor sizce de çok ilginç değil mi? Bunun dışında dizinin başlangıç sahnesini çok çok sevdim (fragmandaki dondurma yeme sahnesi) ayrıca bu dizide karakterler sürekli bir şey yiyor ya beni de acıktırıyorlar sizi de baştan uyarayım elinizde atıştırmalıkla açın bölümleri :D Fragmanı ve dizinin en sevdiğim soundtrack'ını da aşağı bırakıyorum, umarım seversiniz. Keyifli seyirler şimdiden...


27 Kasım 2019 Çarşamba

Çocuk


Merhabalar, nasılsınız ? Beni soracak olursanız yeni bir favori dizim oldu 😃 ama ona geçmeden önce biraz yerli dizilerden bahsedeyim istedim: Çok fazla yerli dizi izlemiyorum ben gerçi yazılardan siz de fark etmişsinizdir. Bir sinirden tırnağımı yiye yiye izlediğim bir zamanlar çukurova var (izlemek istemiyorum ama bir türlü kurtulamıyorum, değişik bir durum) o yüzden ondan pek bahsetmiyorum geçen senede favori dizim ufak tefek cinayetlerdi ama hayran derecesinde çok seviyordum -belki biliyorsunuzdur eski yazılarımda adı geçmiştir mutlaka :D- 2.sezonunu sevemesem de kafamda sonunu farklı bir şekilde yorumladım o şekilde düşünüp öyle hatırlayacağım utc'yi, neyse konumuz bu değil şimdi. Biraz yerli dizi tarzım  (sevdiğim tarz) hakkında bilgi vermek için anlattım bunları... Ve yerli dizilerden bahsetmişken Şahsiyet dizisindeki performansıyla televizyon dünyasının oscarı sayılan uluslararası Emmy ödül töreninde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanan Haluk Bilginer'i tebrik ediyorum, zaten aday olunca bile sevinmiştim kazanmasına çok mutlu oldum çok gurur duydum, daha nice başarılara imza atarız umarım...


Gelelim çocuk dizisine... Bu dizinin senaryosu, karakterleri çok güzel çok farklı. Nazlı Sunlu Kaçan ve Hilal Yıldız senaryosunu kaleme alıyor ve çok iyi yazıyorlar, kurgu şahane. İnce ince kurgulanmış ve hep tutarlı gidiyor şimdiye kadar ama benim en çok sevdiğim karakterlerin çok güçlü oluşu oldu her biri kendi içinde sağlam karakterler özellikle öfke kontrolü problemi yaşayan Hasan karakteri... Karakterin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk, çünkü bir karakteri çok seversek o dizi bir şekilde kendini izletiyor bence. Diyalogları da ayrı bir güzel, karakterler senaryoyla kendileri bile dalga geçiyor çoğu zaman :D Serkan Birinci'nin yönetmenliğinde kadrosunda Nazan Kesal, Serhat Teoman, İsmail Hacıoğlu, Merve Çağıran, Ceyda Ateş gibi ünlü oyuncular yer alıyor. Çocuk karakteri canlandıran oyuncu ise daha önce bir rolde izlemediğimiz yeni bir isim, Mehmet Emin Güney. Çok tatlı ve yetenekli o da. Dizinin konusu biraz karmaşık ama genel olarak dizideki üç kadının anneliğine odaklanıyor diyebilirim izlerseniz kolaylıkla anlarsınız, zaten daha 11.bölümde. 10. bölümü ben çok sevdim normalde yerli dizilerde hani şarkılı klipler oluyor ya onu ben hiç sevmiyorum sıkılıyorum ama geçen haftaki bölümde Emre Aydın-Beni vurup yerde bırakma çalarak beni kalbimden vurdu. ❤ 
 Bu arada reytingleri düşük olduğu için bitme tehlikesi var ama umarım bitmez ve umarım 13'ten sonra dizi kendini bozmaz aynı çizgide devam eder...